SAHİH-İ MÜSLİM

Bablar Konular Numaralar

AHMED DAVUDOĞLU

286 - 288 NOLU HADİSLERİN ŞERHİ:

 

Hadis müttefekun aleyhdir. Buhari onu «Kitâbü'l-Edeb» de diğer «Kütübü sitte» sahiplerinden Ebu Dâvud «Kitâbü'l-Edeb» de, Tirmizi «Kitâbü'l-Birr» de, Nesaîde «Tefsir» de tahric etmişlerdir.

 

Kattât: Hem vezin hem de ma'na cihetinden nemmamın müteradifidir, ki koğucu demektir. Nitekim Kaadî Iya'z : «Kattâtla nemmâm birdir» demiştir. Fakat İbni Battal: «Bâzı lügat.ulemâsı kattât ile nemmâm arasında fark bulmuştur.» demiştir. Hattâbî: «Nemmâm Konuşan cemaatle beraber olur ve onların konuştuklarım başkalarına eriştirir. Kattât ise: cemaatin haberi yokken onların konuştuklarını dinler; sonra başkalarına taşır.» diyor.

 

«(Koğucu cennete giremez.» ifadesinin ma'nâsı şa'yet Allah Tealâ bu babtaki vaîdini infaz ederse giremez demektir. Çünkü ehl-i sünnet uleması Allah Tealâ'nın vaîdinde muhayyer olduğunda müttefiktirlar. Binaenaleyh dilerse azâb eder; dilerse aff buyurur.

 

Yahud hadis, koğuculuğu helâl i'tikad edenlere hamlolunur. Yahud da koğucu günahsız kullarla birlikte cennete giremez diye te'vil olunur. Bu takdirde cehennemde cezasını çektikden sonra cennete girer. Allah'u A'lem

 

Acaba koğuculuk gıybet midir değil' midir? Bu mesele ihtilaflıdır. Râcih olan kavle göre aralarında mugâyeret ve mantıkan umum ve husus min. vech vardır. Zira koğuculuk, bir kimsenin halini ifsâd yolu ile ve rizası olmaksızın başkasına nakletmektir. Hal sahibinin bunu bilip bilmemesi müsavidir. Gıybet ise bir kimseyi hoşlanmadığı bir şey'e gıyabında zikretmektir. Yâni koğuculuk ifsad kasdı ile gıybetten ayrılır. Çünkü gıybette ifsad kasdı şart değildir. Gıybet dahi, zemmî edilen şahıs hakkında söylenenler gıyabında söylenmekle koğuculuktan ayrılır. Sair yerlerde birleşirler.

 

İmam Gazali (Rahimehullah) , «İhyâu'l-Ulum» adlı eserinde koğuculuk hakkında şöyle der: «Bilmiş ol, ki nemime ekseriyetle başkasının sözünü, hakkında söz edilen kimseye taşımakda kullanılır. Meselâ: filân senin hakkında şunları söylüyor.» dersin. Ama neneme buna mahsus değildir. Onun ta'rifi: meydana çıkması arzu edilmeyen bir şeyi meydana çıkarmaktır. İster kendisinden nakledilen şahıs hoşlanmasın isterse. lâf götürdüğü şahıs veya başka biri bunu kerih görsün. Ve keza meydana çıkarma işi ister cebren olsun isterse remiz ve imâ suretiyle yapılsın. Şu halde nemimenin hakikati: açılması istenmeyen şeyin sırrını ifşa etmek ve perdeyi kaldırmaktır. Bir kimseyi kendisi için mal saklarken görerek başkalarına söylemek nemimedir.

 

Kendisine bir şey koğuşturularak: «Filân senin hakkında şöyle diyor; yahud senin hakkında şu icraatta bulunuyor.» denilen kimseye altı şey lâzımdır:

 

1 - Onu tasdik etmemelidir. Çünkü nemmâm fâsiktir.

2 - Onu koğucuîuktan men' etmeli; kendisine nasihatta bulunmalı; yaptığının kötü bir iş olduğunu söylemelidir.

3 - Ona Allah için buğz etmelidir. Zira o kimse Allah Teala'nın buğzuna uğramıştır. Allah'ın buğz ettiği kimseye buğz vaciptir.

4 - Yanında olmayan din kardeşine su-i zanda bulunmamalıdır.

5 - Koğucunun söyledikleri, kendisini o hususta tecessüs ve araştırma yapmaya sevk etmemelidir.

 

6 - Koğucuya yasak ettiği şeyi kendisi yapmamalı; onun koğuşturduğu şeyleri başkasına hikâye ederek: «Filân şöyle söyledi» dememelidir. Zira bunu yaparsa kendi de nemmâm ve kendi nehyettiğini kendisi yapmış olur...»

 

Nevevî İmam Gazâli'nin yukarıdaki sözlerini naklettikten sonra şunları ilâve ediyor: «Nemime hakkında söylenen bütün bu sözler, nemimede şer'i bir maslahat olmadığına- göredir. Ama ona ihtiyaç görülürse, men' edilemez. Meselâ: Birisi sana veya ailene yahud malına bir kötülük etmek istiyor» diye haber vermek ve keza devlet reisine veya bir salâhiyet sahibine bir adam hakkında: «Şunu yapıyor; mefsedet peşinde koşuyor.» diye haber vermek bu kabildendir. Salâhiyet sahibinin de o işi meydana çıkarması, zararını gidermesi icabeder.

 

Bütün bunlar ve benzerleri haram değil, yerine göre bazısı vâcib, bazısı naüstehabtırlar,»